Tarot Tarihçesi

2013-03-13 17:30:00
Tarot Tarihçesi |  görsel 1

  Tarot’nun Tarihçesi*   1.Kökeni   Tarot kartlarının kökeni bir gizemdir. Onsekizinci yüzyılda Antoine Court de Gébelin (1725-1784) tarafından yeniden keşfedilmişler ve kapsamlı çalışması olan “Monde Primitif”te (1775-1784) Mısır kütüphanesinin kayıp hazineleri içerisinde bizim için korunmuş yegâne kitap olarak tanımlanmışlardır. O zamandan beri onun bu varsayımı, İsrailoğullarının Eski Mısırla Batı arasında bağlantı halkası olarak hizmet ettiklerinin rivayet edilmesi nedeniyle, sıklıkla tekrarlanmıştır. Bu varsayım çoğu zaman, Büyük Arkana’nın yirmi iki kartıyla İbrani alfabesinin yirmi iki harfinin Kabalistik anlamları arasında bulunan benzerlikle de desteklenmiştir. Eliphas Lévi (Zahed) takma adıyla bilinen büyük Fransız okültisti Alphonse-Louis Constant (1810-1875), başlıca eseri olan olan “Dogma and Ritual of High Magic”de (1856) Tarot’nun İbranilerin Enoch’a, Mısırlıların Hermes Trismegistos’a ve Greklerin efsanevi kent kurucusu Kadmos’a atfettikleri bir kitap olduğuna bizi inandırmaya çalışır. Diğer yanda, Tarot’nun kökeninin Hindistan’da olduğundan şüphelenenler de vardır, çünkü kartların ana sembolleri aynı zamanda Hindu tanrılarının da sembolleridir. Nitekim, Roger Tilley “Playing Cards” (1973) adlı kitabında ilginç bir benzerliğe dikkatimizi çeker: Küçük Arkana’nın dört ana sembolü (değnekler, kılıçlar, paralar ve kupalar) aynı zamanda, sol yanı Şiva, sağ yanı ise kutsal Şakti ile temsil edilen, en yüce tanrı Ardhanarişvara’nın sembolleridir.   Ancak, bütün izler onüçüncü yüzyılda kaybolmaktadır. 1240 yılında W... Devamı

Yezidilik ve Yezidi İnancı

2013-03-13 16:58:00
Yezidilik ve Yezidi İnancı |  görsel 1

Yezidilik inancında Tanrı, dünyanın koruyucusu değil sadece yaratıcısıdır. O, faal değildir ve dünya ile ilgilenmemektedir. Tanrı iradesinin faal ve yürütücü uzvu, Tanrı'nın ikinci şahsiyeti olan "Melek Tavus"tur. -------------------------------------------------------------------------------- Yezidilerin Kimliği Karma bir dinin mensubu olan Yezidi'lerin Arap, Kürt ve Asur kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Çeşitli kültürlerin birbirlerine karıştığı Ortadoğu'da ulusal kimlikleri olmayan İran'daki Bahailer, Lübnan'daki Dürziler ve Maruniler gibi Yezidiler de dini bir cemaattir. Yezidi inancının, Hariciliğin İbadiye kolundan ayrıldığı söylenen Yezid bin Ebi Uneyse'ye dayandığını ileri sürenler olduğu gibi Yezidi adının eski İran inançlarındaki İyilik Tanrısı İzd ya da Yeda'dan geldiğini de savunanlar vardır. Ancak Yezidliğin, Emevi soyundan ünlü mutavassif Şeyh Adiy bin Musafir'le olan ilişkisi ise tartışmasızdır. Son 30 yıl içinde kendilerine geçmişten gelen ulusal bir kimlik arayışına giren Yezidiler, Arap Kimliğinden ziyade Kürt ve Asur Kimliğinden birini seçme konusunda bir tercih yapmaya çalışmaktadırlar YEZİDİLİĞİN TARİHİ Yezidilerin kökenleri ve tarihleri ile ilgili somut, yeterli bilgi ve belgeler mevcut değildir. Yezidilik inancının öncülü Şeyh Adiy'in Adaviler (Adaviyye) tarikatıdır. Yezidilerce, Yezidi inanç sisteminin kurucusu ve peygamber olarak kabul edilen Şeyh Adiy Bin Musafır, aslında Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani ile birlikte İslam alimi İmam Gazeli'den ders almış; Müslüman inançlı bir sufi olarak kabul edilmektedir. 1072 yılında Lübnan'da Baalbek'te dogan Şeyh Adiy, 1116 yılındaki Mekke'ye hac ziyaretinden sonra öldüğü 1162 yılına ... Devamı

Sabiiler Sabiilik Mandeanizm

2013-03-13 16:41:00
Sabiiler Sabiilik Mandeanizm |  görsel 1

Dünyanın en eski ve son gnostikleridir.Mandenler, kendi dinlerinin Adem’le birlikte başladığını ileri sürerler. Aslında bu din, İ.Ö. 200 yıllarından başlayarak, Filistin-Ürdün yöresinde yaşayan heterodoks Yahudi akımları içersinde filizlenmiştir. Harraniler diyede adlandırılırlar.     Araplar tarafından “Sâbiî” (Subbi ya da Subbâ) biçiminde adlandırılan bu topluluk, kendilerine “Mandenler” (bilgili olanlar, arifler anlamında; İngilizcede Mandaeans) adını verir. Kendileri için kullandıkları bir diğer ad “Nasuralar”dır (kutsal öğretileri koruyanlar anlamında; İngilizcede Nasoraeans). Manden adı tüm topluluk üyeleri için kullanılırken, Nasura adı yalnızca din adamları, topluluğun ileri gelenleri ve ataları için kullanılır. Mandenler, ayrı bir dil olan Mandence konuşurlar. Sâbiî sözcüğü ise Mandence’de “vaftiz olmak” ya da “suya daldırmak” anlamına gelen “sab” fiilinden türetilmiştir ve Araplar tarafından, Mandenlerin en dikkat çeken ve sık uyguladıkları ibadetlerinden biri olan vaftiz uygulaması nedeniyle, bu topluluğa bir ad olarak verilmiştir. Sâbiîler’in, Kur’an’da üç ayrı yerde (Bakara: 62, Maide:69 ve Hac:17) bahsi geçmektedir. Bu üç yerde de onlardan “Allah’a iman edenler” olarak söz edilmesi, erken dönemden başlayarak Mandenler’in kim oldukları ve nerede yaşadıkları konusunda İslam araştırmacıların ilgisini çekmiştir. X. Yüz yıla kadar araştırmacılar, Sâbiîler’in güney Irak’ta yaşadıklarını ve kendine özgü bir dinleri bulunduğunu belirtmişlerdir. Bu ilk değerlendirmeler, yüzeysel olmalarına karşın, genellikle doğruydu. Ne var ki, Halife Me’mun dö... Devamı

Dürzilik ve Dürziler

2013-03-13 16:23:00
Dürzilik ve Dürziler |  görsel 1

Dürzilik, Fatimi halifesi Hakım Biemrillah 'i tanrı olarak kabul eden ezoterik bir inanç akımıdır.     XI. Yüzyılda Suriye 'de ortaya çıkan bu akımın adını kurucularından Ebu Abdullah Muhammet bin İsmail Anustegin ed-Derezi ' den aldığı ileri sürülmektedir. Kimi araştırmacılar Dürziliği İslam 'ın Batini akımları arasında saymalarına karşın, Sünni şeriatıyla olduğu kadar Şii-Batini anlayışla da çatışan tarafları vardır Dürziliğin Kökeni Dürziler 'in irk olarak kökenleri konusu tartışmalıdır ve oldukça farklı köken kuramları ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre Dürziler 'in kökeni Hititler 'e ya da Galatlar 'a kadar geri götürülür. Bazı araştırmacılar, eski Iran kavimlerinden Persler 'in ve Medler 'in inançları olan Mazdeizm ile Dürzilik arasındaki benzerlikleri kanıt sayarak, Dürziler 'in bu kavimlerin soyundan geldiklerini ileri sürerler. Kimi etnograflar ise Dürziler 'in Asurlular tarafından sürgün edilmiş barbar bir kavmin devamı olduklarını savunurlar. Dürziler 'in kökeni hakkında bir başka görüş, bunları Fenikeliler ile ve özellikle Eski Ahit 'te I. Krallar 5:6 'da sözü edilen ve Süleyman Tapınağı 'nın yapımı sırasında Lübnan dağlarından kereste sağlayan Sayda'li isçilere bağlamaktadır. Uzun yıllar boyunca Lübnan 'da yasamış olan Haskett-Smith, “The Druses of Syria” (Suriye Dürzileri) adlı yapıtında: “Dürziler, kendilerinin Süleyman Tapınağı 'nı yapanların torunları olduklarını ileri sürüyorlar; oysa Eski Ahit ve Yahudi tarihi hakkında bilgileri pek sınırlı” diye belirtmektedir. Dürziler, kendilerini Arap ırkından sayarlar. Dürzilerin kök... Devamı

Zerdüştlük

2013-03-13 13:45:00
Zerdüştlük |  görsel 1

İran dinleri içerisinde, tek tanrı inanışına yer vermesi bakımından, en dikkat çekicisi Zerdüştilik 'tir. Bu din, adını kurucusundan alır. Bu dine, dayandığı tek tanrı Ahura Mazdah 'a nispeten “Mazdeizm” de denir.       1. Zerdüşt 'ün Hayatı Zerdüşt kelimesi (Zoroaster), Zarathustra 'nın Yunanca karşılığıdır (Zarath: güzel, doğru; üstra: develer demektir. Güzel develere sahip olan anlamını ifade eder. Halk dilinde zerdüşt, yaşayan yıldız olarak nitelendirilir). Zerdüşt 'ün doğumu, M.Ö. 570 olarak tahmin edilmektedir. Zerdüşt, İran dinleri üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Tektanrılı bir inanç telkin ettiği için onu bir peygamber olarak kabul edenler bulunduğu gibi, ona bir hakim veya şaman olarak bakanlar da vardır. Gatha 'lar diye adlandırılan kutsal metinler ona dayandırılır. Zerdüşt, Yüce Tanrı olarak telkin ettiği Ahura Mazdah ile yakın irtibatı bulunduğunu ilan etti. Ona göre alemlerde mücadele eden, İyilik ve Kötülük diye adlandırılan iki asli ruh (ilkine “Spenta Mainyu”, ikincisine “Angra Mainyu” denilir) var idi. Ahura Mazdah 'ın bu iki ruhla alakasını bugün pek iyi bilemesek de O, iyilikle beraberdir. İnsanoğlu, bu iki ruh arasından birini seçmeye mecburdur ve seçimi onun kaderini etkileyecektir. Zerdüşt 'ün ölümünden sonra insanlar, onun karşı çıktığı Mitra, Anahita gibi tanrılara tekrar tapınmaya başladılar. 2. Kutsal Kitapları ; Gathalar - Avesta Zerdüşt 'ten sonra çoktanrılı inançlar yayılmışsa da ona nispet edilen kutsal Gatha 'lar, İran 'da etkisini sürdürmüştür. Avesta, eski İran 'ın ve bugün Hindistan 'da yaşayan İran asıllı Parsî lerin ve diğer Z... Devamı

İSLAMİYET

2013-03-13 13:13:00
İSLAMİYET |  görsel 1

Arapça "selem" kökünden alınmış olan islâm, lügatta, "itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak, kötülüklerden salim bulunmak, selamete ulaşmak" vb. anlamlara gelen bir mastardır. islâm Hz. Muhammed (s.a.v)'e Allah tarafından vahiyle bildirilen son ve kâmil dinin adıdır. Bu dine uyanlara Müslüman denir. Genel manada Müslümanlık Allah'ın varlığına, birliğine O'ndan başka ilâh olmadığına Hz. Muhammed (s.a.v)'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, O'nun tebliğleriyle temellendirilen sisteme inanmak ve inandıklarını uygulamak yani amel etmek demektir. Bu durumda olan kimseye Müslüman denir. islâm'a bu ad bizzat islamın Kutsal Kitabı Kuranı Kerim de şöyle yer alır: "Allah katında gerçek din islâm'dır." (002) "Allah kimi doğru yola eriştirmeyi dilerse onun kalbini islâm'a açar." (003) "... işte bu gün sizin için dininizi kemâle erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım, sizin için din olarak islâm'ı beğendim." (004) Kur'an-ı Kerim'in birçok âyetinde islâm ve o kökten türeyen kelimeler geçmektedir. islam anlayışına göre islâm, Hz. Adem'den itibaren gelen bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri dinlerin adıdır. Bir değişikliğe, tahrif ve sapmalara uğramaksızın orjinal şekliyle kıyamete kadar baki kalacak son dinin Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından bildirilen şekli islâm'dır. Bir ayet-i kerimede, "O, peygamberlerini hidâyet ve hak din ile gönderendir. Çünkü O, bunu diğer bütün dinlerden üstün kılacaktır. Müşriklerin hoşuna gitmese de" (005) buyurulmuştur. Herhangi bir kişinin Müslüman olabilmesi için Kelime-i şahadet'i kalben tasdik ve dil ile ikrar et... Devamı

Orta Doğu Dinleri

2013-03-13 13:05:00

İslamiyet Dürzilik ve Dürziler Zerdüştilik / Mazdaizm Yezidilik / Ezidi Dini Musevilik /Yahudilik Sabiilik / Mandeanizm Hıristiyanlık  Devamı

Kaynak Kitaplar

2013-03-13 12:57:00
Kaynak Kitaplar |  görsel 1

ılluminati Tanrı ve Simgeleri         Burada illuminati simgelerini tek tek anlatacağız :       1.  Ra tanrısı               Bence illuminatini en önemli simgesidir. Ra eski Mısırda uzun süre devlet tanrısı kabul edilmiştir. Mısır tarihinde yeri önemlidir. İnanılan diğer tüm tanrılar Ra'nın bir yansıması olarak kabul edilir. Ra şekilde görüldüğü gibi şahin kafalı insan vücutlu bir tanrıdır. Karşımıza çokça çıkan tek göz simgesi de Ra' nın gözüdür. 2. Tek göz         Yukarıda da belirttiğimiz gibi tek göz Ra' nın gözüdür. Ra bu gözle tüm Dünyayı görür, olup biten her şeyden haberdardır. İlluminatinin en çok kullanınlan simgesi Ra gözüdür .         3.Piramit         Piramit Mısırın en büyük piramiti olan Keops piramitidir. Mason felsefesinde bayağı yer edinmiştir. Bazı iki boyutlu çizimlerde piramit üçgen olarak kullanılır. Üçgen bazen gözle birleştirilip başka bir simge oluşturulur. Amerikan 1 dolarının üstünde üstü kesik bir piramit, piramitin tepesinde Güneş , Güneşin içinde tek göz bulunur.   4. Güneş         Güneş illuminati de tek başına kullanılmayan önemli bir simgedir. Güneş göz ve piramitle beraber kullanılır. Güneş sembolü özellikle kolye ve yüzüklerde çok kullanılır.          5.Baphomet         Baphomet başta put olarak biliniyordu, şimdiki kaynaklarda ise... Devamı

Zihin Kontrolü

2013-03-13 12:16:00
Zihin Kontrolü |  görsel 1

Devamı

Yeni Dünya Düzeni

2013-03-13 12:14:00
Yeni Dünya Düzeni |  görsel 1

      Sadece kliplerde değil, yıllardır çocukların izlediği çizgi filmlerde de bu semboller açıkça kullanılmış. Simpsons, Taş Devri, Tom ve Jerry, Sunger Bob bunlardan yalnızca bazıları. Her klip, film, çizgi filmde aynı sembollerin kullanılması illuminatinin varlığına ilişkin iddiaları da doğrular nitelikte Devamı

Dünyayı saran tehlike: İLLUMİNATİ

2013-03-13 12:03:00
Dünyayı saran tehlike: İLLUMİNATİ |  görsel 1

        Subliminal mesaj; başka bir objenin içine bir mesaj ya da işareti saklamaktır. İlk bakışta fark edilmezler ancak bu mesajların bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir. Reklamcılık ve propaganda alanlarında kullanılan Subliminal mesajın daha çok masonlar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Subliminal mesajı kullananlardan biri de var olduğu iddia edilen illuminati isimli gizli örgüttür. Peki İlluminati nedir? İşte en yaygın görüşler.        İnanışa göre İlluminati adını ve üyelerini bir sır gibi saklayan ölümcül bir kuruluştur. Bugün hemen her ülkede mevcuttur. Özel eğitim, tören ve alt kültürlerden gelmeyenler İlluminati'ye kabul edilmezler. İlluminati o kadar gizlidir ki, varlığından bile bahsedilmez. Bu gizli örgüte ihanet edenlerin cezası kayıtsız şartsız ölümdür.  İlluminati ağı içerisinde bir çok seçkin grup vardır, fakat bu "Yuvarlak Masa" organizasyonları, İlluminati Planı'nın gündelik politik, ekonomik, iş dünyası, ordu, eğitim ve diğer tüm alanlardaki beyin yıkamalarında anahtar rolü oynamaktadır. İlluminati ağı içerisinde bir çok seçkin grup vardır, fakat bu "Yuvarlak Masa" organizasyonları, İlluminati Planı'nın gündelik politik, ekonomik, iş dünyası, ordu, eğitim ve diğer tüm alanlardaki beyin yıkamalarında anahtar rolü oynamaktadır.İlluminati ağı içerisinde bir çok seçkin grup vardır, fakat bu "Yuvarlak Masa" organizasyonları, İlluminati Planı'nın gündelik politik, ekonomik, iş dünyası, ordu, eğitim ve diğer tüm alanlardaki beyin yıkamalarında anahtar rolü oynamaktadır.İlluminati ağı içerisinde bir çok seçkin grup vardır, fakat... Devamı

3 D

2013-03-13 11:51:00

Deccal, Illuminati ve Yeni Dünya Düzeni Haziran 28, 2011   utku   402 Comments Giriş Son yıllarda popüler kültür bize pek çok  geyik malzemesi verdi. Bunlardan biri de: Illuminati . Melekler ve Şeytanlar filmini izleyen, internette bir kaç yazı okuyan herkes “abi adamlar dünyayı yönetiyo” tarzı muhabbetler yapmakta. Bu muhabbetlere itirazım yok. Aksine, bu yazıdaki amacım bu konuyu detaylıca ele alıp insanlara daha fazla bilgi sunmak, daha fazla düşündürmek. Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu yazı Deccal ve Illuminati bağlantısının oluşturmak istediği Yeni Dünya Düzeni (New World Order) üzerine olacak. Öncelikle şunu size belirtmek istiyorum. Bu yazıyı, yaklaşık 3-4 senelik bir teori filizinin, meyvelerini vermeye başlamasıyla yazmaya karar verdim. Kendi kafamdaki düşünceleri ve yabancı kaynaklarda bu konuyla ilgili olan teorileri harmanlayarak bu yazıyı ortaya çıkardım. Bu yazı 10 dakikada okunup, sindirilecek bir yazı değil. Sizden istediğim şu; yazıya geniş bir vakit ayırın , gerektiği yerlerde durup düşünün. Yazının aralarında size bazı video linkleri vereceğim. Onları da mutlaka izleyin. Amacım size bu konuda gerekli temel bilgileri vermek ve düşünmenizi sağlamak. O yüzden bazı şeylere çok detaylı yer vermedim. Çünkü insan kendisinin arayıp bulduğu bilgiye daha çok sahip çıkar, daha çok hatırlar. Yazının içeriği dini olsa da, dinle ilgilenmeyen insanların da okumasını öneririm. Günümüz dünyasıyla alakalı ilginizi çekecek detayların olacağına eminim. Şimdi biraz yazının planından bahsedeyim. Şuan okuduğunuz bölüm giriş bölümü. Yazı hakkında biraz genel bilgi verdim. Bundan sonraki bölümde konuyla ilgili tanım ve tasvirlere yer vereceğim. Daha ... Devamı

Zaman Hüznün Saçlarında Eserken.......

2013-03-13 10:54:00
Zaman Hüznün Saçlarında Eserken....... |  görsel 1

Annem hani derler ya zaman herşeyi unutturur! Unutturmuyor,uyuşturuyor.Annem,kim anne dese içim inceden inceye sızlıyor. Otuzlu yaşlara geldim. Her geçen gün  ölümün koynunda kaybolduğun zamana biraz daha yaklaşıyorum,ne kadar gençmişsin.Yaşayamadığın ne çok şey varmış.İlk kez yazıyorum sana annem.Seni uzun süre affedemedim. Bizlerin gücüydün, neşesiydin.Şevkattin,aşktın hayata nasıl da bağlıydın!O sırasız gidişe teslim olmamalıydın!      Sen öldüğünde komşuların 'O güzel gülen gelin mi' öldü diye acınmışlar.Gerçekten ne güzel gülerdin ne büyülü bakardın babama, içli içli. Yalnız gitmedin anne... Aşkla bağlı olduğun babamın yüreğini de alıp gittin. Ardından ne çok ağladı. Ayları, yılları değil günleri saydı.Bir yaz akşamı iki kadeh atınca radyodan acıklı bir şarkıyı dinliyordu.Kendi kendine konuşur gibi 'Bu gün Şükriye'm öleli 1344 gün oldu' dedi çocuk gibi titreye titreye ağladı.Hayatım boyunca hiç kimseye o kadar acımadım. Hiç böylesi bir acıyı yaşayan adama rastlamadım, ah anne yüreğimiz harman yeri.    Feride'n sana, soğuk saçlarına baktı öylece kalakaldı. Yıllarca içine içine çığlık attı. Sonra bir bebeğin ilk attığı çığlık kendi çığlığını bastırdı. Artık Feride de bir anne. Ben de mutluluk saçların gibi dalgalı. Ne zaman  tökezlesem göz yaşlarım mezar taşlarınıza düşüyor. Alparslanın eşşek gözlü oğlun ah annem içimizde en öksüz o kaldı :((((((       15 yıl önce bu saatlerde toprağa karışmıştın .Her şey dün gibi yakın ama sesin yüzün yüzyıllar kadar uzak ...Unuttum        &nb... Devamı

2013-03-13 10:41:00

Ebem Köksüz çınara Ağıt İs basmış kışı, geceyi kar kucaklamış, içimde çığlık çığlığa bir avut... Gece sabaha geçerken göz göze geldim, tozlu çekmecede güneş yanığı yüzünle Nafiye Ebe! Sen adı konulmamış bir destansın sadece canlarının bildiği Kimliksiz evsiz nikahsız sahipsiz kız çocuğu, yangınların kavruğu Kolların ağustos güneşiydi sesin gün kurusu tenin kenger kokusu Sıcacık bir duygu kapladı yüreğimi özlemişim seni Saat:02:00 Tam 62 yıl olmuş yüreğin deprem yeri … O tatlı uykunda belki ananın koynunda kopmuş kaderinin ipleri Yer sallamış sallamış boş beşik misali o uğursuz afat, Erzincan'ı Yarılıp içine almış ananı babanı tüm sahip olduklarını Üç gün devlet gelememiş oraya, üşüdün mü Ebe, korktun mu, ağladın mı? Gördüklerinle, göreceklerini bilmeden. …. Bir acı ki taa iliklerimde gözümde taştı Fırat Dilimde isyan sırtımda Kabil'in kanlı bıçağı Nice Yusuf lar gördüm Ebe, yazgısına kör kuyularda başlayan Çarmıha gerildim İsa olmadan, tufanlar geçti üstümden Nuhsuz Kederim evren gibi sonsuz ….. Anın ağırlığı gözlerime çökmüşken bir kınalı el belirdi omzumda Ortalık toz duman, dedi; torumun kuzusu hamurun viranda karıldı Mayan hasret acı sabrın başının tacı, ben kalktım kimsesizken ayağa Can verdim ananın anasına bak yazgıma. Bir kız dizlerini döven şaşkın yıkılmışlığın ortasında On altısında bir gelin kan kusmuş yarinin baş ucunda Yaşlı bir adamın koynunda yatan gözü kanlı kuma Kayıp gitmek varmış anlamsız bir gurbetin sapağında Ve ananın cansız saçlarını okşarken isyansız bir yakarış dilimde fısıldar gibi Dedim ki dal duru... Devamı

2013-03-13 10:24:00

Al gülüm ver gülüm sevdalar da lal oldu bülbüller. T C  Devamı