Eski Mısır'da Din

2013-03-19 13:27:00

Eski Mısır'da Din   Eski Misir'da Din Eski çaglarda olusan bütün dinlerin çogunda su dört madde, prensip olarak bulunmustur: 1-Tanri Kavrami 2-Mitoloji ve Efsaneler 3-Dini Inanislar “dogmes” 4-Dini Ayinler Bu temel prensiplere göre, eski çagda Misir’in dini hayatini incelemek için iki çesit belgeye sahibiz. 1-Hiyerogliflerle olan her türlü dini metinler, mabet ve mezar duvarlarindaki dini inanislar ve ayinlerin tasviri. Klasik bazi tarihçilerin; Herodot, Sicilyali Diodor ve Strabon gibi, Misir’in eski dini hakkindaki gözlem ve rahiplerden duyduklarini yazmalaridir. 2-Mabetlerde, mezarlarda her çesit ilahlarin heykelleri, heykelcikleri veya çizilmis, boyanmis resimleri. Eski Misir medeniyetine ait mabet harabelerinde, mezarlarda bu çesit ilah heykel ve resimlerine rastlanmaktadir. Bunlar bazalt ve granitten olan heykellerden baska, bronz ve altindan heykelcikler, çesitli hayvan baslariyla temsil edilen ilah ve ilaheleri göstermektedir. Misir’in din hayatinin eksik yönü, iman ve inanma kismidir. Bir de çogu dinlerde esas olan mukaddes kitabin, burada bulunmayisidir. Misir’in tarih önceki devirlerindeki din düsünceleri, totem esasina dayanir. Birer siyasi ve idari bölme olan eski Misir’in “Nom”lari, totem olan hayvan isimlerini tasirdi. Mesela çakal, köpek, yilan, sahin normlari gibi. Klan halinde yasayan insan gruplari bir yere yerlesip siteler, (Nom) olusturduktan sonra sembolleri olan totemler, o yerin ilahi ve mabudu olmustur. Eski din inanislari bunlara dayanmaktadir. Eski devirlerdeki bir halkin dini, oturdugu memlekete ve sürdügü hayat tarzina göre degisir. Iste buna göre Misir dini de ilhamini muhitinden almistir. Misirlilar bir çok ilahl... Devamı

Ankh Nedir? Neden Haç İşaretine Benzetilir...

2013-03-19 13:21:00

Ankh Nedir? Neden Haç İşaretine Benzetilir...   Ankh (Ankh of Life) Kapital (büyük) "T" harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden ibaret olup, çoğunlukla haç'a benzetilen fakat Hristiyanlıkla pek alakası olmayan (hatta hiç denilebilir) en yaygın eski Mısır sembolüdür. James Churchward'a göre, daire Mu'da ilâhî bir semboldü; "T" sembolü (Tau) ise "Ta-Ha" diye okunurdu ki, an­lamı "yıldızlardan gelen sular" dır. Ezoterik bilgilere göre de su sembolü tesirleri ifade eden bir semboldür. Sembolün “T“ kısmı Maya, İnka, Hindu, Çin ve Kalde yazıtlarında rastlanan, birçok alfabede de kullanılan bir harftir. İsis misterleri inisiyasyonunda kullanılan bu sembole birçok Mısır ilahının elinde rastlanmakla birlikte, en çok İsis’in elinde rastlanır. Daire, Raul Emmanuel gibi kimi teozofi yazarlarına göre, görünmez hiye­rarşiyi simgelemektedir. T'nin yatay çiz­gisi ise görünmez hiyerarşi ile insanların birbirinden ayrıldığı bölgeyi gösterir. Bu durumda alt kısım , hür iradesiyle insana ayrılan yaşamı temsil eder. Sembolde aktif ve pasif, erkek ve di­şi, yer ve gök ikilemi­ nin ifade edildiğini düşünenler de vardır. Ejiptologlar ise sembolün dairesinin isa'yı temsil etti­ği kanısındadırlar ki, ezoterik bilgilere göre Ra'nın yıldızı fizi­ki güneş (Güneş) değil, "süptil güneş" yada "güneşin ardındaki güneş" olarak ifa­de edilen 'Sirius'tur . Bu durumda, sembol Sirius ile ilgili bir anlam taşımak­tadır. Nitekim Ankh'ın biraz değişik bir biçimi olan "İsis düğümü", Sirius'u tem­sil eden İsis'in (isis ve Osiris) adıyla ... Devamı

Mısır Tanrı ve Tanrıçaları

2013-03-19 13:20:00

Mısır Tanrı ve Tanrıçaları   Mısır Tanrı Ve TanrıçalarıNuitMısır mitolojisinde tanrıça Nuit (veya Nut), Shu ve Tefnut'un kızları, Geb'in karısı, yeryüzünün tanrısıdır. Gündüz gökyüzünün ve bulutların yaratıldığı yerin tanrıçasıdır. Daha sonraki dönemlerde, yalnızca gündüz değil genel olark gökyüzünün tanrıçası oldu. Güneş ve Ay onun vücudu etrafında dolaşarak, gündüz ve geceyi meydana getirirlerdi. Nut'u gökyüzünde Hava Tanrısı olan Shu tutuyordu. Nut'un kocası olan Tanrı Geb ise dünyaya hükmediyordu. Nut'un piramitlerde ki kazı çalışmalarında çıkartılmış oln heykeli Louvre Müzesi'ndedir. Nuit'in Geb'den dört çocuğu oldu. Osiris ve onun karısı İsis, Set ve onun karısı Nephthys. Sekhmet Sekhmet eski Mısır mitolojisinde savaş ve yıkımın tanrıçasıdır. Aslan başlı veya bir aslan olarak tasvir edilir. Bir zamanlar Bastet'le özdeleştirilirdi. Bir efsaneye göre Sekhmet Ra'nın emri üzerine Ra'ya eskiden inanıp şimdi inanmayanları tek tek yok edeceğine tüm insan neslini yok etmeye çalışmıştır. Ama Sekhmet insan kanının tadını öyle sevmiştir ki önüne geleni öldürmüştür. Ra'nın rahipleri ve müritlerini bile. Ra çok geç kalmadan Nil Nehri'ni kırmızı bir tozla Nil'e kırmızı rengini verir, ancak bu bir büyüdür. Sekhmet onu kan zannedip içtiğinde büyü onu eski haline çevirir ve insan neslinin tükenmesine Ra engel olur. Ayrıca Hathor'un ikinci kimliği olduğu sanılır,ölülerin iç organlarını korumada yardım eder,mumyalama işlemlerini organize eder, büyü gücü vardır. Hastalıkları iyileştirme gücü olduğundan sargıların tanrıç... Devamı

Maat Yasası

2013-03-19 13:18:00

Maat Yasası   “Maat” eski Mısır’ın adalet tanrıçası; Güneş’in kızıdır. “Hayat soluğu”nu temsil eder. Başında bir tavus kuşu tüyü vardır, çoğu zaman ikiz erkek kardeşi “Şu” ile işbirliği yapar. Amerofis IV, “mutlular diyarı”na göçerken, ölüleri yargılayan kurulun başkanı olan Maat’ın merhametine sığınmıştı. “Maad” kelimesi Arapça’da “ tekrar geri dönülecek yer, öteki dünya” anlamına gelmektedir. İslam düşüncesine göre, insan aklının iki ayrı yönü vardır. Biri bu dünya yaşamını düşünür ve düzenler. Buna “aklı maaş” denilir. İkincisi ise, maddi hayatın dışında kalan manevi alem ve sonsuzluğu düşünen “aklı maad”dır. Maad akıl, birtakım ilahi niteliklerle donatılmış olup, geniş konuları belli bir ölçüye kadar düşünme yeteneği vardır. Maat Yasası”nın eski Mısır inançlarından biri olduğunu belirtmiştik. Buna göre evrende birleşik kaplar gibi bir denge söz konusudur. Tıpkı gece-gündüz, siyah- beyaz, sıcak-soğuk gibi karşıtlıkların birbirini dengelemesi gibi iyilik ve kötülük de ilahi adaletin terazisini dengeleyen ölçülerden biridir. Bu nedenle eski Mısır yöneticileri, adaleti sağlama konusunda oldukça dikkatli davranmaya çalışırlardı. Çünkü ne ekilirse onun biçileceği ve iyiliğin de kötülüğün de bir gün yapana döneceğini bilirlerdi. Maat” Mısır sanatında kanatlı bir kadın olarak resmedilmiştir. Kanatlı olması onun her yere kolayca ulaşabilmesini sağlamaktadır. Bir kadın olması ise, yaratıcı ve doğurgan olmasının simgesidir. Burada düşüncelerim “Maat” kelimesi üzerinde yoğunlaşıyor. Mısırlıların... Devamı

BEMBİNE TABLETİ’NİN SEMBOLİZMİ

2013-03-19 13:17:00

BEMBİNE TABLETİ’NİN SEMBOLİZMİ İsis Tableti’nin kaçınılmaz olarak kısa tutulan aşağıdaki değerlendirmesi Kircher’in yazılarına ve yazarın Khalde, İbrani, Mısır ve Yunan mistik yazılarından elde ettiği bilgilere dayanmaktadır. Mısırlıların tapınakları öyle bir şekilde tasarlanmıştı ki onları kaplayan hiyerogliflerin gösterdiği üzere, odaların düzenlenmesi, dekorasyonlar ve araçların hepsi sembolik bir öneme sahipti. Genellikle her odanın ortasında bulunan sunağın yanında görünmez borularla odanın içine akıp dışarı çıkan Nil sularından bir havuz bulunurdu. Burada ayrıca tanrıların resimleri ve yanlarında da majikal yazılar bulunurdu. Bu tapınaklarda semboller ve hiyeroglifler kullanılarak neofitlere rahipler kastının sırları öğretilirdi. İsis Tableti esasta bir masa veya sunaktı ve onun üzerindeki semboller rahipler tarafından açıklanan sırların bir parçasıydı. Tabletler çeşitli tanrılara adanırdı, tablette İsis onurlandırılmıştır. Tabletlerin yapıldığı madde, tanrı veya tanrıçaların mertebelerine göre değişiklik gösterirdi. Jüpiter ile Apollon için yapılmış tabletler altından, Diana, Venüs ve Juna’nınkiler gümüşten, diğer tanrılarınki mermerden ve en alt tanrılarınki ise ağaçtan yapılırdı. Bu kutsal sunaklarda, anlaşıldığı zaman insanın görünmez doğasının besini olacak semboller, tıpkı bir ziyafet masasındaki bedeni besleyen yiyecekler gibi sıra sıra dizilirdi. Kircher tabletle ilgili giriş yazısında onun sembolizmini şu şekilde özetler: “Bütün olarak bakıldığında üç katlı dünyanın –arketipsel, entelektüel ve duyusal– bütünsel yapısını öğretmektedir. En Büyük Tanrı, hem canlı hem cansız şeylerden oluşan bir evrenin merkezinden çevresine doğru hareket halinde gösterilmiştir. Bu canlı cansız ... Devamı

İsis’in Bembine Tableti

2013-03-19 13:16:00

    Mısırlı rahiplerin İsis’in Bembine Tableti’nde sergiledikleri, okült sembollerden oluşan kurban, ritüel ve seremoni felsefi sisteminin theurjik veya majikal anlamıyla ilgili olarak Athanasius Kircher şunları yazar: “Kadim rahipler doğru ve eksiksiz kurban seremonileriyle büyük bir gücün uyandığına inanıyordu. Tek bir şey eksikse seremoninin tümü bozulur, der İamblichus. Bu yüzden ayrıntılar konusunda çok özenliydiler. Çünkü mantıksal bağlantı zincirinin tümünün ritüele tam anlamıyla uygun olmasının, kesin bir şart olduğuna inanıyorlardı. Yapmakta oldukları ritüellerin gelecekte kullanımıyla ilgili rehberler hazırlamalarının sebebi budur. Ayrıca kendilerinden önceki kâhinlerin de sırlarını göstermek için oluşturdukları bir sembolizm sistemini de öğrenmişlerdi. Bunu İsis Tableti’ne yazdılar ve tableti, Kutsalların Kutsalı odasına, buraya girmeye hak edenlere tanrıların doğasını ve önceden belirlenmiş kurban şekillerini öğretmek için yerleştirdiler. Her Tanrı düzeninin kendine has sembolleri, işaretleri, kostümleri, süsleri olduğu için, tapınma sırasında bunların hepsine birden dikkat edilmesi gerektiğini öğrettiler. Çünkü tanrıların ve kutsal varlıkların lütuflarını kazanmak için daha etkili başka bir şey yoktu… Bu yüzden insanların pek gitmediği tenha yerlerdeki tapınaklarına doğadaki hemen her suretin temsillerini koydular. İlk önce zemin taşlarında, mineraller, taşlar, süs için uygun diğer şeyler ve küçük su kanalları kullanarak dünyanın fiziksel ekonomisini sembolize ettiler. Duvarlar yıldızlar dünyasını, varlıklara ait âlemleri gösteriyordu. Merkezde ise Yüce Akıl’ın tecellilerini akla getirecek şekilde sunak bulunuyordu. Böylece tapınağ... Devamı

İsis'in Set'i Kandırışı

2013-03-19 13:08:00

İsis'in Set'i Kandırışı   Osiris öldükten sonra ölüler diyarında hüküm sürmek için Geb'den kalan tahtından vazgeçer. İsis'ten olan oğlu Horus'u ardılı olarak belirler.Bu atama Mısır'ı yönetme konusunda Horus ile Osiris'in erkek kardeşi Set arasında bir kavga başlatır.Set taht üzerindeki iddiasının daha meşru olduğunu diretir ve güneş tanrısı Ra'nın başkanlık ettiği tanrılar meclisine başvurur. Dava sürüp giderken güzel bir kadın Set'ten yardım ister.Oğulnun hala sağ olmasına karşın, kocasının erkek kardeşinin sığır sürüsü üzerinde hak iddia ettiğini belirtir. Kadının gönlünü çelmeyi uman Set sürünün oğlunun olması gerektiğini söyler.Kadının kılık değiştirmiş İsis olduğu anlaşılınca tanrılar Set'in Horus'un lehine hüküm vermesine güler. Alıntıdır.  Devamı

Akla Gelmeyen Lanetleme

2013-03-19 13:07:00

Mısır dini imgelemi ve edebi imgelemi en fazla kışkırtılmış olan dinlerden biridir. Ortodoksin düşüncenin olgunlaşmamış fikir yanlılarının en önemli tezlerinden biri tek tanrıcılığın , XVIII hanedanın ünlü firavunu IV. Amenhotep yada ilk hanedan adıyla IV. Amenofis , kendine verdiği adla Akhenaton , XX yy medyatik ve entellektüel ve romanesk mitolojinin gözde figürlerinden biridir. I.Ahmosis’le başlayan Yeni İmparatorluğun en muzaffer hanedanıdır. En mistik-medyatik temsilci olan Akhenaton İ.Ö 1375′ten yaklaşık 1352 ‘ye kadar hüküm sürmüştür.Bu modern mitolojiye göre IV Amenofis iktidara geldiğinde , tüm Mısır panteonunun yerine tek bir tanrıyı ; Güneş Tanrısı Aton’u geçiren bir vahiy geldi. İnsanlığın başlangıcından beri değişmez kaderi olan tek tanrıcılığın ilk habercisi solgun güzel nefertitinin eşidir. Nefertiti ve Akhenaton ile birlikte bahtsız delikanlı Tutankhamon batının en fazla mürekkep harcadığı şahsiyetlerdir. Nefertiti – Akhenaton ve Çocukları Çeşitli yerlerde ona takılan maskeler arasında en anakroniği barışcı bir mistiğin maskesidir. Mistik belki ama barışcı kavramı tamamen yanlış olmanın ötesinde çağımızdan ondört yüzyıl öncesi için şaşırtıcı bir kavram ve sıfatlamadır.Akhenaton’ a tek tanrıcı dendi …hatta kısmen Hristiyan , ender olarak teoriden yoksun olarak Yahudi düşüncesine temel arayan Sigmund Freud , Mısır Prensi adlı çalışmasında Musa’ya tek tanrıcılığın vahyinin geldiğini ve İbrani halkına bunu ilettiğini ileri sürdü. Halbuki Tevrat okuyan birisi için belirli döneme kadar çoklu tanrının varlığının kabul gördüğü aşikardır.Peygamber gibi tektanrıcı yönelim, eşinin güzelliği ve vahyinin Musa’ ya aktarılması , atom bombası , uçan daire fikirleri gibi bir &c... Devamı

Piramitlerin Gizemli Mimarisi

2013-03-19 13:03:00

Piramitlerin Gizemli Mimarisi   , Geçmişin bilinen yüzü aslında bilinmeyenliğiyle çeker kendini. Bir bilinmeyendir aslında kendisi çözemediğimiz algılayamadığımız, ismini koyamadığımız milyonlarca yapı ve birçok sahipsiz eserden sadece biridir Piramitler. Kendisini tamamen algılayamsakta eski mısır medeniyeti adı altında ev sahiplerini şimdilik bir muallaktan çıkarmayı başarmış görünüyoruz, peki ama kimdi bu eski mısırlılar 4500 yıllık bir geçmişe sahip bu yapıları hangi ilim ve hangi kudretle gerçekleştirdiler, Dünya dışı medeniyetler denmi yoksa ruh halindeki cin ler denmi yardım aldılar. Yoksa günümüz teknolojisine göre bile geçmiş için imkansız olanaksız gibi görünen bu yapıları gerçekten eski mısırlılar kendi imkan ve olanaklarıylamı gerçekleştirdiler. Biraz daha beyin jimnastiği yapacak olursak aslında mısır piramitlerinin aslında hep orada olduklarını eski mısır medeniyetinin zaten hazır kurulmuş bu yapı ve mimari topluluğa yerleşip sahiplenmesi de düşünülmüyor değil.Büyük piramitin çoğrafi ve bölgesel konumu bir çok imkansızın toplamını içermektedir, Mesala* Büyük Piramit’le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.* Gizde’den geçen boylam, dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.* Büyük piramidin tepesi Kuzey kutbunu, çevresi ekvatorun uzunluğunu temsil eder. Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.Nasıl bir yapı dünya haritası... Devamı

Gize Sfenksinin Kozmik Fonksiyonu

2013-03-19 13:02:00

Gize Sfenksinin Kozmik Fonksiyonu   Gize sfenksinde insan vücudu üzerine yerleştirilmiş bir hayvan başı zekice bir faaliyetle tamamlanmış kozmik bir fonksiyonu işaret eder görünmektedir. Bir hayvan bedenine yerleştirilmiş insan başı, hayatın ve hareketin zihni senteze olan bağımlılığını hatırlatıyor. Bu, metafizik prensibe denk düşen, resmedilmiş bir ifade olabilir. Sfenks, bu son düzeydeki düşünceleri özetleyen eski bir sembol gibi gözükmektedir. Öyle görülüyor ki, "insan düşünen bir hayvandır" tarifinin hiyeroglifi olduğunu düşünenlerin sayısı fazla ama insan düşünen bir hayvan değil, kendinde tanrısal bir ışık taşıyan kozmik bir bireydir ya da daha doğrusu kozmik bir birey olma adayıdır. Sfenks aynı zamanda etten yapılmış insan-hayvan beraberliğinin objektif örneğidir; çirkinlik, kabalık, düşkünlük, zayıflık bir tarafta; güç, zeka, üstünlük, yücelik gibi erdemler diğer tarafta olmak üzere hepsi bir bütünlük içinde, adeta bir melek-hayvan olarak bir arada mevcut oluşu göstermektedir. Yani dualite, ikilik prensibini… İnsanın varlığında hayvanlık ve akıl nasıl uzlaşabilmektedir? Bu ikilik insan kaderine nasıl bağlanmaktadır? Sfenks sembolünün özetlediği ve işaret etmeye çalıştığı ezoterik ve kozmik gerçeklilerdir bunlar. İnsan başlı ve hayvan bedenli Büyük Sfenks, aklın içgüdüye egemenliğine işaret eder görünümdedir. Bu ikilik, insana model olarak bir öneridir; bu ikilik aynı zamanda, piramitlere katılmış bireysel prensibi ve bir sonraki aşamada da evrendeki Birlik ve teklik prensibini işaret eder. Çok şekilli Sfenks, hayvandan insana bir evrim sürecini, sonra da insandan kozmosa yükselişi temsil eder mi? Şimdilik bu soruların yanıtları ... Devamı

Hermetizm ve Thoth Kitabı...

2013-03-19 13:00:00
Hermetizm ve Thoth Kitabı... |  görsel 1

Hermes (Toth) tüm inançların babası mıydı? Makedonya´dan getirilip, Milano´da Cosimo de´ Medici´ye verilen 17 ciltlik Grekçe el yazması, Yunanlılar´ın Hermes Trismegistus dediği, Mısır´ın gizli Thoth Kitabı bilgisini içeriyordu. Yunan felsefesinin patlayışı ve Mısır´ın antik dini Hermetik inançların etkisinden kaynaklanıyordu, söz konusu tekstin adı Corpus Hermeticum´du. Tekstte, Thoth ve diğer Mısır´lı varlıklar arasında diyaloglar yazılıydı, özellikle de Isis bölümü ilginçti ama bu yazma bilginin tamamının veya orjinalinin çok azıydı. Göründüğü kadarıyla, Hermetik bilginin ayağı, Plato´nun felsefesi sayesinde yere basmıştır. Hermetikler, evreni ışık-karanlık, iyi-kötü ve ruh-madde olarak görüyorlardı, onların çağdaş versiyonları ise düşünce-beden ikileminin söylevini veriyorlar ve aynı zamanda da gerçek ve ilahi bilgiye ulaşmakla kurtuluşa ulaşacaklarını düşünüyorlar. 1614 yılında zeki bir eğitmen olan Yunanlı Isaac Casaubon, söz konusu metnin üzerinde çalıştı, bunun antik bir Mısır yazması olduğundan kuşku duyuyordu, tarz Plotinus (II. ve III. Yüzyıl) döneminin stiline benziyordu. Casaubon´a göre Plato ve Aristotle bunu gözden kaçırmışlardı aslında Casaubon´un amacı belliydi, Hıristiyanlık öncesinde hiçbir yazarın Hermes Trismegistus´tan söz etmediğini kanıtlayarak, Hıristiyanlığın İsa´dan öncesiyle ilişkisinin olmamasını istiyordu. Efsanelere göre, ki bunların çoğunu kilisenin babası Lactantius aktarmıştır, Hermes Trismegistus İsa´nın geleceğini öngörmüştür. Lactantius şöyle aktarır; "Tanrı ve herşeyin Yaratıcısı, ikinci tanrının görünür ve hissedilir olmasını diledi. Onu tek ve yanlız ya... Devamı

Kral Olan Kraliçe

2013-03-19 12:56:00
Kral Olan Kraliçe |  görsel 1

Kral Olan Kraliçe   Üvey oğlunu gölgede bırakıp, Eski Mısır’ı bir erkek gibi yönetmesinin ardında yatan neden neydi? Hatşepsut’un mumyası ve gerçek öyküsü gün ışığına çıkıyor. Parmak uçlarında insanı tuhaf bir şekilde etkileyen dokunaklı bir şeyler vardı. Bedeninde güzellikten yana başka hiçbir şey kalmamıştı. Boynuna dolanmış keten, sadece moda olsun diye takılmış ve amacına ulaşamamış çirkin bir aksesuvar gibiydi. Üst dudağın alt dudağın üzerine kapandığı ağzı ürkütücü bir kıvrım oluşturuyordu. (Hatşepsut, üstçene dişlerinin önde oluşuyla ünlü bir soydan geliyordu.) Göz çukurları siyah reçine ile kaplanmış, burun delikleri kumaş ruloları ile doldurulmuştu. Sol kulağı, kafatasının yanındaki etin içine gömülmüştü ve kafasında neredeyse hiç saç yoktu. Kahire’deki Mısır Müzesi’nde -kapağı bizim için açılan- sandukanın üzerine eğilmiş, büyük olasılıkla dişi firavun Hatşepsut’a, İÖ 1479-1458 arasında Mısır’ı yöneten ve bugün, Mısır’ın 18. Hanedanı’nın altın çağındaki yönetiminden çok, bir erkek rolünü üstlenme cesaretine sahip oluşuyla ünlenmiş bu sıradışı kadına ait bedene bakıyordum. Havaya baştan çıkarıcı mür reçinesi parfümünün kokusu değil de, görünüşe göre, Hatşepsut’un bir kireçtaşı mağarada geçirdiği yüzyıllar içinde oluşmuş ekşimsi, keskin bir koku hakimdi. Perişan haldeki bu şeyi, çok uzun bir süre önce yaşamış ve adına, “Ona bakmak diğer her şeyden daha güzeldi” cümlesi tarihe kazınmış büyük yönetici ile bağdaştırmak hiç de... Devamı

Mısır İnsiyeleri

2013-03-19 12:48:00
Mısır İnsiyeleri |  görsel 1

Mısır'da yüzyıllarca sürdürülen inisiyatik eğitimin dünya üzerinde birçok etkileri ve bu etkilerin çeşitli yansımaları ol­muştur. Çünkü dünya üzerindeki birçok ülkeden kalkıp Mı­sır'a gelip inisiye edilen kişiler, daha sonra geldikleri ülkele­re dönmüşler ve eğitildikleri merkeze ait bilgileri üstü örtülü bir şekilde kendi ülkelerinde dile getimıişlerdir. Böylelikle inisiyatik sırlar bilgisine ait gelenek, farklı yerlerde, farklı gö­rünümler altında yeşerme imkânı bulmuştur. Bunların başında Antik Yunan Kültürü gelir. "Sayılar evrene hükmeder..." "KutsalMatematik'' ve "Sayılar Bilimi", Fisâgor tarafından işte tek bir cümleyle böyle ifade edilmişti... Evet... Antik Yunan Kültürü dendiğinde ilk akıllara gelen isim Fisagor'dur. Fisagor gerçekten de. Yunan Kültürü'nde çok önemli bir ba­samak taşı oluşturmuştur. Ancak Fisagor'a gelmeden önce Yunanistan'da yaşananları kısaca hatırlayalım... Böylelikle Mısır Kültürü ile Yunan Kültürü'nün bağlantılarını çok daha iyi gözler önüne serme imkânını elde edebileceğimizi düşü­nüyorum... FİSAGOR ÖNCESİ YUNANİSTAN Dişil Ay İnisiyasyonu'nun dejenere edilmiş hali olan "Baküs" ile Eril Güneş İnisiyasyonu'nun dejenere edilmiş hali olan "Apollon" dinleri Yunanistan'da bir arada yaşatıl­maklaydı. Bunlar bir arada yaşamaktan ziyade, birbirleriyle sürekli çekişen ve birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışan iki ayrı ra­hipler grubunun başını çektiği bir kaos ortamı içinde bulun­maktaydılar demek, aslında d... Devamı